Tahterevalli bize ortaklık hakkında ne öğretebilir

Efendim, ben küçükken oldukça ‘gürbüz’ bir çocuktum. Hatta annemler övünerek (…) anlatır; çarşı pazarda benimle gezerken, insanlar durdurup hangi pehlivanın oğlu olduğumu sorarlarmış. O derece bir irilik.

Çocukluğumdan hatırladığım tahterevalli sahneleri var. Hepiniz binmişsinizdir; iki çocuk karşı karşıya geçer, yukarı aşağı iner çıkarlar.

Benim bindiğim durumlarda bu olmazdı; zira ben ağır olduğum için bir süre sonra aşağıda oturuyor olurdum. Üşenip bacaklarımla yerden yaylanmayı bıraktığım için diğer çocuk yukarıda kalır etrafa aval aval bakar durur, kimi zaman çırpınır, aşağı gelebilmek için debelenir, çoğu zaman da mızmızlanıp ağlardı.

 

Geçenlerde bir dostumla sohbet ediyorduk. Melek yatırımları hakkında konuşurken, bir yatırımı hakkında sorular sordum kendisine. O şirketi hatırlamadığını söyledi. Melek yatırımcı grubu kanalıyla yatırım yaptığı şirkette o kadar düşük bir yüzdeye sahip ki unutmuş bile ortak olduğunu…

Continue reading

Ne satıyoruz?

–Webrazzi ile eş zamanlı olarak yayımlandı–

 

PayPal 1 Temmuz’da Xoom’u USD890 milyona aldığını açıkladı.

Xoom

  • Bireylerin Amerika’dan gelişmekte olan ülkelere[1] kolay para transferini istedikleri platform üzerinden yapmasını sağlayan bir şirket
  • San Francisco ve Guatemala’da ofisleri var
  • 2015’in ilk çeyreğinde USD1.7 milyarın gönderilmesine aracılık etmiş

Benim dikkatimi çeken değerleme oldu; Xoom son 12 ayda USD20 milyon EBITDA yapmış[2].

Yani 45x’e yaklaşan bir EBITDA çarpanı ile değerlenip satılmış.

Diğer ödeme ve para transferi sağlayıcılarına baktığımızda, çok daha farklı, 2015 öngörüleri üzerinden 8-15x’lerde dolaşan EBITDA çarpanları görüyoruz.[3]

Xoom’un değerlemesi 2015 EBITDA tahminin 36x katı.

2001 senesinde kurulan, yıllık cirosu %30lar seviyesinde artan bir şirket nasıl bu fiyattan satılır diye düşünürken, bir süredir aklımda olan bir başka fikir daha da netleşti:

Biz bu coğrafyada zamanı satıyoruz.

Continue reading

Ideas define entrepreneurship. Information drives it.

(Türkçesi aşağıdadır)

In emerging markets, it’s not easy to access the right information.

The steps entrepreneurs must take to register a business, apply for a license, and raise capital are still under development. Many countries still lack laws and policies regarding startups. This is especially true when it comes to venture capital. In many countries, such as Turkey, it is difficult to draw up a term sheet in the same way you would in the United States.

Continue reading

Yorulduk

 

“Yorulduk…”

Yakından takip etme fırsatım olan bir girişimin kurucu ortağı 4 yılı aşkın süredir devam eden süreci böyle özetledi.

Oldukça kalabalık, rekabetin yüksek olduğu bir sektörde çalışıyorlar. Sürdürülebilir, kaliteli, zamanında üretim başından beri uğraştıkları problemler arasında. Düşük miktarda üretim yaptırabildikleri için farklı ve küçük atölyelerle çalışabildiler, bu da hayatlarını daha da zorlaştırdı.

Çok iyi bir ekipler; biri teknik, diğeri tasarım ve üretim tarafında, iki ortak dengeli bir yapı kurdular.

Ama yoruldular.

 

Ne oldu? Continue reading

Decisions, decisions…

(Turkish version can be found below)

Like everyone else, my life is filled with decisions to be made. Some decisions can be simple as to what eat for lunch. Others can be quite complicated, such as moving to an other country (I’ve done it three times), changing jobs (five times), starting a new business (four times). Continue reading

Recent Developments in Competition Law Enforcement in E-Commerce

Av. Bora Ikiler is a counsel at Moroğlu Arseven 

(Turkish version can be found below)

Lately, both global and local competition law enforcement is focusing on online markets. The recent press release of the Turkish Competition Authority about opening an investigation on the activities of Yemeksepeti and the press release about the statement of objections of the European Commission against Google, signals that e-commerce markets will be on the radar screen of the competition law enforcers for a near future.

 

Continue reading

Girişim Sermayedarları yaptıkları yatırımlarda hangi boyutta bir exit peşinde?

Şirket değerlemesi ile alakalı yazı dizimize devam ediyoruz.

Üşenmeden tekrarlayalım; marketteki her oyuncunun gördüğü riskler de potansiyel de farklı. Lokal bir VC’nin analizi, melek yatırımcıdan veya uluslararası yatırımlar yapan bir fondan birçok alanda ayrışacak.

Bu sebeple, çözüme bir adım daha yaklaşmak için bir nebze daha kolay olan probleme fokuslanalım

Continue reading

Erken aşamada ilk yatırımcınıza vereceğiniz hisse en fazla ne kadar olmalı?

Bence %30 🙂

Bunun detayına girmeden önce, birkaç ufak noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum:

  • Doğru şirket değeri diye bir şeyin olmadığını düşünüyorum, birçok kez belirttim, tekrarlamakta yarar var
  • Her şirketin potansiyeli, riskleri, önündeki fırsatları, her yatırımcının algısı, bilgisi, katma değeri, fırsat maliyeti, getiri beklentisi, risk iştahı farklı. Bu da iyi bir şey. Bu sebepten bir tane/ gerçek/doğru/hakkaniyetli değer yok. Bundan dolayı ticaret, piyasa, market ekonomisi gibi şeyler var dünyada[1]
  • Özellikle daha yeni kurulmuş ve değil iş modeli, yönetici ekibi, uzun dönem büyüme stratejisi dahi henüz oluşmamış, hiçbir krize girip sağ salim çıkmamış bir şirketin alıştığımız finansal yöntemlerle değerlendirilmesini doğru/mümkün/mantıklı bulmuyorum
  • Özellikle finansal değerleme çok büyük varsayımlar üzerine kurulu bir egzersiz. Erken aşama şirket değerlemesinin de finansla alakası yok kanımca
  • Bulmaya çalıştığım, düşünmenize yardımcı olacak bir başlangıç noktası. Çok daha yüksek, çok daha alçak olabilir.
  • Unutmayın; her kararda olduğu gibi, ne verdiğiniz ve karşılığında ne tür bir yatırım aldığınız önemli[2]

Gelelim %30’a

Kafamda bu konuda birçok hesap var.

Continue reading

Günü kurtarmak…

Yakın bir süre önce şahit olduğum bir olay, beni uzun zamandan beri gözlemlediğim ve rahatsızlık duyduğum bir konuda yeni düşüncelere sürükledi.

Ülkemiz, maalesef, belki coğrafyası, yaşam tarzı, kültürü, belki de geçirdiği krizler nedeniyle uzun dönemli planlar yapılmayan bir ortam.

İnsanlarımız günü kurtarmakla uğraşıyor; geleceği, birkaç yıl sonrasını düşünen ve buna göre hareket edebilen çok az kişi var.

Bu durum birçok işletme sahibi için tehlikeli bir sarmala dönüşüyor ve fark etmeden sonlarını kendi elleriyle getiriyorlar.

Yaptıkları işin doğası gereği girişimci arkadaşların kısa dönemli düşünmek gibi bir lüksü yok.

Seçtiğiniz kariyer birçok deneme yapıp uzun dönemde başarıya ulaşma üzerine kurulu ve, istatistiklere bakıldığında, ilk projenizin başarılı olmasını beklemek yanlış.

Girişimcilik, bir firma, fikir veya projeyle sınırlı değil, bir kariyer, yaşam tarzı seçimi.

İlk adımda tökezleyip yollarına devam etmeyi düşünemeyecek, yeni fırsatlar peşinde koşma enerjisinden yoksun ekiplerin bu maratona başlamaması lazım.

Bu sebeple, girişimcinin sadece günü kurtarmaya hakkı yok. Bunu yapanların, kısa döneme odaklanıp, attıklarını sandıkları gol kendi ağlarına oluyor…

Girişimci attığı adımların geleceğe olacak etkisini de düşünmek zorunda.

Bu zorlu süreçte size güvenen insanlara, çalışanlarınıza, ortaklarınıza düzgün davranın. 

Kısa dönemde kar etme dürtüsü, kolayı, kestirmeyi seçmek, maratonun sonuna yaklaşırken size çok daha pahalıya mal olacak.

 

Photo: Vinoth Chandar