Ekosistemin Yedi Temel Unsuru – I

Türkiye’deki İnternet Ekosistemine Bakış ve Türkiye’nin Internet ve Teknoloji Ekosistemine ve Geleceğine Yatırım yazılarında yedi temel unsurdan kısaca bahsetmiştik. Kısa bir yazı dizisi ile detaylarına inerek düşüncelerimizi paylaşmak istiyoruz. 

1. Pazar

Yatırımcılar istedikleri kadar para yatırsınlar, girişimciler istedikleri kadar yeni iş modelleri geliştirsinler, eğer pazar küçükse veya hazır yapacak bir şey yok (Bakınız: Apple Newton).

Pazar deyince sadece yurtiçi pazarını düşünmeyin. İş modeline göre, pazar yeri bölgesel veya global olabilir. Pazara bakarken üç ana faktörü dikkate almak gerekir.

  • Pazar Büyüklüğü : Pazarın tamamı ne kadar büyük ve bu pazardan ne kadar bir pay alabilirsin?
    Türkiye’deki pazar girişimcileri hem pozitif hem de negatif olarak etkiliyor. Genç nüfus ve internet kullanıcısı rakamları gayet yüksek, ancak bu rakamlar Amerika, Rusya veya Çin ile karşılaştırıldığında küçük. Özetle, nihai pazar olarak bakılmaması gereken bir fırsat söz konusu, bu durumda doğru strateji ise ürünleri yerel pazarda test edip mükemmelleştirdikten sonra yayılmak.
    Diğer bir uçta hiç pazarı olmayan İsrail veya Estonya gibi ülkeler bulunuyor. Bu durum ilk başta bir dezavantaj gibi görünse de o ülkelerdeki firmaların doğrudan bölgesel veya global ürün çıkarmaya odaklanmasını zorlayan bir avantaja dönüşüyor. Bu nedenle bu pazarlarda ağırlıklı olarak e-ticaret firmaları yerine global yazılım firmaları yer alıyor.
  • Zamanlama : Pazar ürünün için hazır mı?
    Apple’in 87’de çıkarttığı Newton cihazı Palm cihazından çok daha iyi bir ürün olmasına rağmen, büyük bir hüsrana uğradı.Ürünün kullanım için hazır mı? Ürünü kim alacak? Ürünü ilk alacak kişiler ürünün amigosu olup, senin için referans verecek mi? İlk kullanıcılardan sonra büyük kitlelere nasıl ulaşılacak?  Bu kitleler ürünü anlıyor mu yoksa daha hazır değiller mi?
    Doğru zamanlamanın, belki en çok göz ardı edilen ama ürün başarısında en önemli olan faktör olduğu unutulmamalıdır.
  • Rakipler : Rakipler kimler? Neye karşı yarışıyorsun?
    Girişimciler bir pazarda rakip olmamasının veya ufak rakipler olmasının çok iyi olduğunu düşünebilmektedir. Ama burada asıl sorulması gereken soru neden rakiplerin olmadığı veya rakiplerin neden çok küçük olduğu. Bu pazarın hazır olmadığı veya hiç olmadığı anlamına gelebilir mi?
    Bazı iş modellerinde ikinci veya üçüncü oyuncuya yer vardır. O yüzden rakiplerin çok olduğu bir ortamda girişimcinin çok dikkatli analizini yapması ve ürününü çok iyi konumlandırması gerekir.  Kullanıcının niye o ürünü isteyeceğini ve ürünü rakiplerden farklılaştıran özellikleri çok iyi tanımlamak gerekir.

2. Kültür

  • Risk Alma ve Başarısızlık Toleransı
    Kültürün ve sosyal değerlerin girişimciliği ve onun getirdiklerini desteklemesi gerekir. Ortağım Ali H. Karabey’in defalarca örnek verdiği gibi, eğer Rocky filmi Türkiye’de çekilseydi, Rocky asla başarısız olmaz, hiç bir maçı kaybetmez ve her maçı kazanarak şampiyon olurdu. Tüm toplumun risk almayı ve başarısızlığı benimsemesini bekleyemeyiz ama ekosistemin içindekiler olarak, bizlerin başarısız olmanın olası bir şey olduğunu, hataların yapılabileceğini anlamamız ve kabul etmemiz lazım.
    Ancak başarı hikayeleri ile beraber, hatalarımızı ve başarısızlık hikayelerimizi de objektif olarak paylaşabildiğimiz zaman ekosistem olarak olgunlaşmış olacağız.
  • Kendi İşini Kurma
    90’lara kadar, asker olmak veya devlette işe girmek çok iyi bir gelecek sağlıyordu. Sonra piyasaların gelişmesi ile özel sektör önem kazandı ve bir holding veya bankada işe girmek çok daha önemli hale geldi. Burada kendi işini kurmayı, mecburiyetten kendi işini kuranlar olarak düşünmeyelim. Kendi işini kurmak ile, start-up kurmak ayrı bir risk ve bakış acısı gerektirir. Start-up kurmak tamamen bir imkanı, bir boşluğu görüp başarılı olana kadar çalışmaktır, bir hayat tarzı seçimidir.
  • Başarı Hikayeleri ve Rol Modeller
    Başarılı olmuş girişimcilerin, başarı hikayelerini anlatmaları ve yeni girişimcilere mentorluk yaparak bilgi vermeleri çok önemli. Bu sadece girişimcilere değil tüm ekosisteme faydalı olacaktır. Bunu blog, konferans veya başka medyaları kullanarak yapabilir ve girişimci, yatırımcı dahil olmak üzere bilgi ve tecrübeyi arttırabiliriz.
  • Araştırma, Geliştirme ve Planlama
    Bence bu da kültürümüzün bir parçası. Özellikler dört sene öncesi ile karşılaştırdığımda hiç bir araştırma ve plan yapmadan işe girişen girişimci sayısında çok büyük bir azalma olduğunu görüyorum. Bu güzel bir gösterge.
    Unutmamak lazım ki, iş modeli ne olursa olsun, girişim yaşayan ve devamlı değişen bir ortamdır. Ürünün piyasaya çıkması ürünün tamamlanması anlamına gelmez. Devamlı daha iyiye ve mükemmele ulaşmaya çalışılmalı, araştırma ve geliştirme şirket operasyonlarının temel bir parçası haline gelmelidir.
  • Başarının ve İnovasyonun Kutlanması
    Başarılı girişimlerin olduğu ortamlarda, aynı oranda kıskançlığın da olduğunu üzülerek gözlemliyorum. Halbuki başarılı olan girişimci veya girişime kıskançlık ile değil, tebrik ve hayranlık ile yaklaşılmalı, başarı kutlanmalı. Burada yine pozitif düşünme önem kazanıyor. Bu konuda bir değişim başladı ve bunun daha da çok hızlanacağına inanıyorum.
    Ne kadar şeffaf olup, birbirimiz ile iletişim kurarsak o kadar daha hızlı ilerleyeceğiz.

3. Regülasyonlar ve Altyapı

Girişimcilik ekosisteminin sağlıklı gelişebilmesi için regülasyonların girişimciliği desteklemesi çok önemli bir etken. Türkiye’deki ortamı değerlendirdiğimizde yeni melek yatırım kanunu, çeşitli devlet destekleri ve Tübitak’ın fonlara destek projesinin güzel bir başlangıç olduğunu söyleyebiliriz. Tabii ki bunlar güzel gelişmeler olsa da daha yapılacak çok işimiz olduğunun da farkında olmak gerekiyor.

Regülasyondan bahsetmişken, ülkemizde bir firmanın kapatılmasının bir sene sürdüğüne de değinmek lazım. Sektörde kurulan girişimlerin büyük bir çoğunluğunun kapanacağını düşünürsek bir firmanın kapanmasının uzun  sürmesi yıldırıcı bir durum yaratmaktadır.

Altyapı konusunda öncelikle internet erişimine değinmek doğru olacaktır. Herkesin kolay ve hızlı bir şekilde internete ulaşmasının sağlanması internet teknolojilerinin gelişmesi için önemli bir altyapı gerekliliği. Evet 2006 dan beri internet erişiminde çok güzel gelişmeler oldu ve daha da iyiye gidiyor. Fakat sayıyı çoğaltırken kaliteyi de arttırmak lazım. Biz ofisimizde hem Türk Telekom, hem de Superonline bağlantısı olduğu halde sorunsuz bir hafta yaşayamadık.

Altyapı demişken teknokentlerden bahsetmek istiyorum. Asıl kuruluş amacı çok güzel olmasına rağmen maalesef şu anda çok yanlış bir yönetim altındalar. Hemen hemen bütün teknokentlerin ana başarı kriterleri kira gelirleri ve doluluk oranları. Katma değer veya başarılı firma sayısından bahseden yok. Eğer teknokentler gerçekten araştırmaya ve geliştirmeye hizmet verecekse o zaman 50 kişi ve daha fazla eleman çalıştıran firmaların kendi ofislerinde bu lisansı almaları ve teknokentleri gelişmekte olan firmalara bırakmaları gerekiyor.

Son olarak da teknokent ve benzeri kuruluşların girişimcilerin kullanımı için uygun olabilmesi için ulaşımı kolay yerlerde konumlanması gerekiyor. Böylece girişimciler istedikleri saatte çalışıp işlerini tamamlayabilmeliler. Bir portföy firmamız çalışacak eleman bulamadığı için Gebze’de teknokentteki ofisinden taşınmak zorunda kaldı. Burada hatırlanması gereken, startupların 9:00-17:00 servis ile çalışan yapılar olmadığıdır.