Günü kurtarmak…

Yakın bir süre önce şahit olduğum bir olay, beni uzun zamandan beri gözlemlediğim ve rahatsızlık duyduğum bir konuda yeni düşüncelere sürükledi.

Ülkemiz, maalesef, belki coğrafyası, yaşam tarzı, kültürü, belki de geçirdiği krizler nedeniyle uzun dönemli planlar yapılmayan bir ortam.

İnsanlarımız günü kurtarmakla uğraşıyor; geleceği, birkaç yıl sonrasını düşünen ve buna göre hareket edebilen çok az kişi var.

Bu durum birçok işletme sahibi için tehlikeli bir sarmala dönüşüyor ve fark etmeden sonlarını kendi elleriyle getiriyorlar.

Yaptıkları işin doğası gereği girişimci arkadaşların kısa dönemli düşünmek gibi bir lüksü yok.

Seçtiğiniz kariyer birçok deneme yapıp uzun dönemde başarıya ulaşma üzerine kurulu ve, istatistiklere bakıldığında, ilk projenizin başarılı olmasını beklemek yanlış.

Girişimcilik, bir firma, fikir veya projeyle sınırlı değil, bir kariyer, yaşam tarzı seçimi.

İlk adımda tökezleyip yollarına devam etmeyi düşünemeyecek, yeni fırsatlar peşinde koşma enerjisinden yoksun ekiplerin bu maratona başlamaması lazım.

Bu sebeple, girişimcinin sadece günü kurtarmaya hakkı yok. Bunu yapanların, kısa döneme odaklanıp, attıklarını sandıkları gol kendi ağlarına oluyor…

Girişimci attığı adımların geleceğe olacak etkisini de düşünmek zorunda.

Bu zorlu süreçte size güvenen insanlara, çalışanlarınıza, ortaklarınıza düzgün davranın. 

Kısa dönemde kar etme dürtüsü, kolayı, kestirmeyi seçmek, maratonun sonuna yaklaşırken size çok daha pahalıya mal olacak.

 

Photo: Vinoth Chandar