İsrail’den girişimcilik adına ne öğrenebiliriz?

Ussal Şahbaz, Ankara merkezli bir düşünce kuruluşu olan Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nda (TEPAV) girişimcilik çalışmalarını koordine etmektedir. 212 Blog’da konuk olan Ussal’ın yazılarını TEPAV Günlük‘te takip edebilirsiniz.

Geçen sene Ekim ayında 212 ekibiyle beraber İsrail’de DLD konferansına katıldık.  DLD (Digital Life Design) her sene Munih ve Tel-Aviv’de yapılan bir konferans. Munich’tekine gitmek kısmet olmadı ama iki DLD birbirinden çok farklı. İsrail’deki DLD, Alman ciddiyetinden çok uzak, şortla sahneye çıkan panelistler, toplantı esnasında bağıraşarak ‘networking’ yapan katılımcılar etkinliğin normal parçaları.

DLD’deki atmosfer İsrail girişimcilik ekosistemini güzel bir şekilde yansıtıyor. Konferansın başkanı Yosi Vardi 71 yaşında ve benim neslimin sosyalleşmesi açısından çok önemli bir isim; Yosi 1996’da Mirabilis ICQ’nun ilk yatırımcısı olmuştu. ICQ, İsrail’in 90’larda hızlanan teknoloji girişimciliği ekosisteminin en popüler temsilcilerinden biri. Küresel anlamda oluşturduğu dönüşüm zamanla MSN Messenger, Skype, Whatsup gibi bugün herkesin kullandığı ürünlerin yolunu açtı. Geçen hafta kuruluşunun 65. yılını kutlayan küresel girişimler çıkarma anlamında İsrail ise bugün dünyanın en başarılı ülkelerinden biri haline geldi. Dünyada kişi başına en çok girişim sermayesi yatırımı İsrail’de yapılıyor. Startup Genome tüm dünyadaki girişimcilik ekosistemleri arasında Silikon Vadisi’nden sonra Tel-Aviv’i ikinci olarak seçti. NASDAQ’da kote olan şirket sayısında, ABD’nin ardından, 7 milyonluk İsrail milyarlık Çin ile yarışıyor.

İsrail’in girişimciliği geliştirmekteki bu başarısından neler öğrenebiliriz diye düşündüm:

  1. İsrail gibi küçük ülkeler küresel ürünler çıkarmakta büyük avantaja sahip. Girişimciler zaten küçük olan iç pazar yerine, daha ilk günden küresel pazarları hedefliyor. DLD’deki İsrail pazarıyla ilgili tek bir cümle geçmedi desem yeridir. Türkiye gibi iç pazarı büyük ve hızla büyüyen ülkelerde ise girişimcilerin ezici çoğunluğu iç pazara yönelik ürünler çıkarıyor. İş modeli bir kez iç pazara yönelik kuruldu mu sonrasında küreselleştirmek, ilk günden küresel başlamaya göre daha güç olabiliyor. Türkiye’nin bir diğer sorunu ise aslında ‘büyüklük’ olarak ne küçük ne de Çin, Hindistan ya da Brezilya gibi kolay kolay doymayacak kadar büyük olmaması. Bizim girişimcilerimiz hedef pazar büyüklüğü anlamında iki arada bir derede kalmış durumdalar.
  2. Girişimciliği destekleyen en önemli unsurlardan biri  toplumun ‘networked’ olması. Başka bir ifadeyle, formel ve informel ilişki ağlarının kuvvetli olması. İsrail’de aradığının herhangi birine, ister girişimci, ister yatırımcı, ister kamu görevlisi olsun genelde sadece bir aracıyla ve cep telefonundan ulaşmanız mümkün. Türkiye’de ve dünyanın daha birçok yerinde bu ilişkileri kurmak için sekreterler, hatırlı kişiler ve cevaplanmayan e-postalarda uğraşmak gerekiyor.İsrail’de ilişki ağlarının bu kadar kuvvetli olmasının önemli nedenlerinden biri herkes için liseden sonra zorunlu olan askerlik hizmeti. Askerlik hizmeti sadece asli amacı olan ülke güvenliğine değil, hizmeti yapanların sonraki hayatlarına yönelik beceriler ve ilişkiler kazanmalarına yönelik olarak tasarlanmış. Türkiye’de teknoloji girişimciliği alanında asker arkadaşıyla beraber iş kuran kaç kişi vardır acaba?
  3. İsrail’de girişimciliğin gelişmesinde muhtemelen en önemli rolü, sadece girişimciliğe yönelik olan değil, aynı zamanda kendileri de ‘girişimci’ nitelik arz eden kamu politikaları oynamış. Kamu özel olarak tasarlanmış programlarla kuluçka merkezileri, girişim sermayesi fonları gibi ekosistem unsurlarını aktif olarak desteklemiş. Bunlar arasında en meşhuru 90’larda uygulanan YOZMA programı. YOZMA kapsamında İsrail’in TÜBİTAK’ı, 10 girişim sermayesi fonuna en az bir yabancı ve bir yerli ortağı olması ve yönetim ofisinin İsrail’de olması şartıyla yatırım yapmış. YOZMA ile harekete geçen ve bugün kendi ayakları üzerinde durabilen ekosistem, daha öncede söylediğim gibi, bugün dünyada kişi başına en çok girişim sermayesi yatırımını gerçekleştiriyor.

2009 yılında ilk kez İsrail’e gittiğimde YOZMA fonunu kuran Yigal Erlich ile buluşmuştum. Yigal, ‘siz dünyayı İsrail yönetiyor diye düşünüyor olabilirsiniz ama 1992’de ben kamu görevine geldiğimde hiçbir uluslararası fon İsrail’i tanımıyordu. Boston’da altı ay Advent’in kapısında yatıp, Advent’i İsrail’e yatırım yapmaya ikna ettim. Bir tanesi gelince diğer fonlar da YOZMA ile İsrail’e aktı.’ demişti. Yigal Erlich, YOZMA programı bitince, kamudan ayrılıp kendi fonunu kurup yatırımcı oldu. Şimdi aynı pozisyona gelen kişi aslında YOZMA’nın ilk kaynak aktardığı fonlardan birinin ortağı.

Acaba Türkiye’de de bir gün TÜBİTAK başkanlığına bir girişim sermayedarı atanır mı? Kamuda, pro-aktif, risk içeren, hata yapan ama hatalarından öğrenen girişimcilik destek programları tasarlamak için bir zihniyet değişikliği gerekiyor. İsrail tecrübesinden alabileceğimiz önemli bir ders bu olabilir.

Kamuda girişimcilik destekleme programları deyince aklıma geldi, geçen Haziran’da TÜBİTAK kanunu değişmişti ve TÜBİTAK girişim sermayesi ve kuluçka destekleri verecekti, bu programlar ne oldu haberi olan var mı?

Ussal Şahbaz

Ussal Şahbaz, Ankara merkezli bir düşünce kuruluşu olan Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nda (TEPAV) girişimcilik çalışmalarını koordine etmektedir. 212 Blog’da konuk olan Ussal’ın yazılarını TEPAV Günlük‘te takip edebilirsiniz.