Türkiye’deki İnternet Ekosistemine Bakış

 

Son günlerde konferanslarda veya toplantılarda devamlı olarak içinde bulunduğumuz ortamın kötüye gittiği, Türkiye’den başarılı bir girişimin çıkamayacağı ve bir zamanlar çok gözde olan e-ticaretin ticaret sektörünün bile hedeflenen noktaya ulaşamadan batacağı gibi yorumlar alıyorum ve arkasından da benim düşüncelerimi soruyorlar.

Her defasında bu işin bir kısa mesafe koşusu olmadığını, bir maraton olduğunu söylüyorum ve daha maratonun başında olduğumuzu hatırlatıyorum.

2009 yazında Türkiye’ye geldiğimde buradaki internet ekosistemi hakkında hiçbir bilgim yoktu. Bu nedenle Maçkolik’in Fenerbahçe’deki binasında bir E-tohum toplantısında Burak Büyükdemir, Emre Kurttepeli ve bir çok umut vadeden girişimci ile tanıştığım gün benim için önemli bir gündü. Daha sonra Golden Horn Ventures’ın Zincirlikuyu’daki ofisinde Mehtap Özkan ve Ahmet Aykaç ile tanıştım ve bu toplantıyı takip eden günlerde Golden Horn’un yatırım yaptığı firmalar ve bir çok girişimci ile görüşme şansım oldu. Bu dönemde E-tohum etkinlikleri sayesinde Türkiye’deki ortamı daha iyi anlamaya başladım ve buradaki potansiyele inandığım için 20 küsur sene sonra İstanbul’a taşındım.

2009 yılında, benim gördüğüm ekosistemdeki tek VC Golden Horn’dı, Galata Business Angels çalışmaları yeni başlamıştı ama henüz bir tane bile melek yatırım ağı yoktu ve hatırladığım kadarıyla E-tohum etkinlikleri ayda bir düzenleniyordu. Markafoni yeni kurulmuştu, 2000’lerin başında kurulmuş oyuncular büyümeye devam ediyordu ancak henüz önemli büyüklüğe ulaşmış internet girişimi sayısı yok denecek kadar azdı. Bugün faaliyet gösteren girişimlerin %80’den fazlası henüz kurulmamıştı bile! Şimdi geriye dönüp baktığımda daha ilk adımlarını atmakta olan bir ekosistemde tabi ki mentorluk kavramı da oluşmamıştı, yatırım tarafında ise bambaşka bir durum vardı: Yatırım almak firmanın %80’ini vermek demekti.

Bir de bugüne, yani 2014 Ocak ’daki duruma bakalım: Türkiye’de ofisi olan beş adet VC var, Hasan Aslanoba gibi ‘super angel’ 10 ay gibi kısa bir sürede 36 firmaya yatırım yapıyor, aktif 4-5 adet melek yatırım ağı kurulmuş, İstanbul ve İstanbul dışında değişik kuluçka merkezleri açılmış, melek yatırım ağları kanunu çıkmış ve fonların fonu kurulma çalışmaları sonuca yaklaşıyor. Bu arada yurtdışından gelen yatırımcılar ve yatırımlar artarak devam ediyor.

Bunlar yeterli mi? Tabii ki hayır! Keşke 5 değil, 30 tane ofisi olan aktif VC olsa, keşke Hasan bey gibi 40 tane daha Süper Angel olsa gibi gibi.. Ama maalesef yok ve kısa sürede de olmasını kimse hayal etmesin. Bir ekosisteminin oturması zaman alacaktır ve beklentilerimizi ona göre ayarlamamız lazım. Buradaki durumu başka ekosistemler ile karşılaştırırken gerçekçi olmamız ve doğru verileri kullanmamız lazım.

Aralık ayında, Dilek Dayınları ekosistemin başarılı olması için gerekli unsurlar üzerine bir blog yazısı yazmıştı. Dilek’in altını çizdiği konuları, 7 (yedi) temel unsur olarak toplayabiliriz.

  1. Piyasa (Markets)
  2. Kültür (Culture)
  3. Regülasyonlar ve alt yapı (Regulations & Infrastructure)
  4. Eğitim ve Geliştirme (Education & Traning)
  5. İnsan Kaynakları & İşgücü (Human Capital & Workforce)
  6. Destek Birimleri (Support Mechanism)
  7. Yatırım ve Finans Altyapısı (Funding & Finance)

 

Bu liste önem sırasına göre sıralanmadı. Fakat herhangi bir temel unsurun eksikliği, girişimlerin sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde büyümesini etkiler. Eğer ileride daha iyi bir durumda olmak istiyorsak, sadece yatırımcı veya girişimci sayısındaki artışın iyi bir ekosistem yapısı için yeterli olmadığını unutmamalıyız.

Dört sene önce gördüğüm ekosistem ile karşılaştırdığımda her alanda ilerleme kaydettiğimizi görüyorum. Ancak bu ilerleme her alanda aynı derecede değil ve sağlıklı bir büyüme için bu ilerlemelerin orantılı bir şekilde olması gerektiğini akıldan çıkarmamak gerekiyor.

Başarılı bir ekosistemin oluşması için yukarıdaki 7 temel unsurun beraber gelişmesi için neler yapılması gerektiğinin iyi anlaşılması lazım. Şu anda içinde olduğumuz duruma bakıp mazeret bulmak veya eksiklerden dolayı yakınmak yerine, daha iyiye nasıl gideceğimizi düşünüp onun için çalışmamız lazım. 212 ekibi olarak bu yedi temel unsur hakkındaki düşüncelerimizi ve neler yapılması gerektiğini önümüzdeki günlerde başka yazılarda detaylı yazacağız.