Yorulduk

 

“Yorulduk…”

Yakından takip etme fırsatım olan bir girişimin kurucu ortağı 4 yılı aşkın süredir devam eden süreci böyle özetledi.

Oldukça kalabalık, rekabetin yüksek olduğu bir sektörde çalışıyorlar. Sürdürülebilir, kaliteli, zamanında üretim başından beri uğraştıkları problemler arasında. Düşük miktarda üretim yaptırabildikleri için farklı ve küçük atölyelerle çalışabildiler, bu da hayatlarını daha da zorlaştırdı.

Çok iyi bir ekipler; biri teknik, diğeri tasarım ve üretim tarafında, iki ortak dengeli bir yapı kurdular.

Ama yoruldular.

 

Ne oldu?

İnsan elinde çekiç varken her problemi çivi olarak görür, der Maslow[i]. Bundan olsa gerek, benim için zorlanmalarındaki ana sebep şirketin güçlü bir sermaye yapısının olmaması idi.

Kendi birikimlerinden, ailelerden ve dostlardan farklı zamanlarda irili ufaklı meblağlar koydular şirkete. Ama bu miktarlar, alev alev yanan ateşe su serpmek gibi, kısa süren bir rahatlama sağlasa da eriyip gitti.

Üretim seviyesine kadar inen, marka yaratma çabasında olan girişimlerde, özellikle güvenilir bir tedarik altyapısı yoksa, 1-2 aylık bir stok ile çalışmak, işler belli bir düzeye geldikten sonra da bu süreyi azaltmayı hedeflemek gerekiyor.

Bu sayede zaten zor elde edilen müşteriyi memnun etmek, tekrar gelmesini sağlayıp, fiyat savaşlarından muzdarip e-ticaret piyasamızda kendi markanızla bir yer edinmek mümkün olacaktır.

Mükemmel bir motora benzetiyorum iyi ekipleri; güçlü, her türlü zorluğu yenebilecek, toslasa da duvarlara delip geçecek kalitede.

Ama ‘yakıtı’ doğru konmazsa tekliyorsunuz.

Yoruluyorsunuz; kendinizden, sağlığınızdan, sevdiklerinizden artırdıklarınızı koymaya başlıyorsunuz depoya…

Yorulunca kolay olan problemlere odaklanıp, zor olanları erteliyorsunuz, insan doğası gereği.

İlerliyorsunuz ama gittiğiniz mesafe kıt oluyor.

Her adımda kendinize zarar vermeye başlıyor, tökezliyorsunuz.

Yeniden ayağa kalkmak zorlaşıyor.

İnancınız azalıyor, ister istemez; alışmanız gerekirken, her yeni darbe canınızı daha fazla acıtmaya başlıyor.

Doğru sermaye sizi bir nebze rahatlatıyor, işinize odaklanıyorsunuz.

Gerektiğinde gaza basıp hızlanıyor, rakiplerinizin sizin emek verip yarattığınız/büyüttüğünüz pazara girişini engelliyorsunuz.

Kendisiyle bu fikirlerimi paylaştım.

“İyi ki O var”, dedi konuşmamızın sonuna doğru, eşinden bahsetti bana.

“İlk günden beri her zaman yanımda, hep destek oldu.”

İnsanın böyle zamanlarda yanında dimdik duran bir hayat arkadaşı, dostu olması bulunmaz bir hazine.

Bütün iş güç, stres, keşmekeş arasında O’na sahip ve bunun da değerinin farkında olması beni çok mutlu etti.

Başarılı olduğunuzda o insanların yüzündeki gülümseme bu yolculuğu anlamlı, tökezlediğinizde yine onların size olan sarsılmaz güven ve desteği hayatı yaşanır kılıyor zira.

 

Photo Credit: Sisyphys, Titian, Prado Museum, Madrid

[i] The Psychology of Science, 1966